Ana Sayfa Yazarlar

Asil Köylü Heykeli: “Her açıdan sakıncılı bir çirkinlik”

17/05/21

Gazeteci Hasan Yıkıcı’nın hazırladığı İstisna Hali isimli podcast serisinin bu haftaki konuşu sanatçı ve Akdeniz Avrupa Sanat Derneği (EMAA) başkanı Zehra Şonya oldu. Pandemi ve pandeminin sanat üzerindeki etkisinin konuşulduğu programıda aynı zamanda Girne’de yapılması hedeflenen ‘Asil Köylü Heykeli’ de gündem edildi.

“Dijital sergiler gerçekteki gibi değil”

“Kapalı olduğumuz sürecin başında bunun sanatçılar için faydalı olacağınız düşündüm” diyen Şonya, sanatçıların atölyelerine kapanıp üretebileceklerini düşündüğünü kaydetti. Şonya, sürecin uzamasıyla birlikte ise bunun bir olumsuzluğa dönüştüğünü belirtti.

Sanatçıların ürettiğini fakat üretimlerinin paylaşılacağı bir ortamın olmadığını vurgulayan Şonya, “Sergiler yapılamıyor, insanların toplu yaşamla ve mekanlarla kurdukları ilişki değişti. Bir ara dijital ortamada sergiler oluşturuldu. Ama bunlar çok da insanlara nüfuz edemiyor. Ben birkaç dijital sergiye katılmayı denedim ama adapte olamadım, beceremedim. Dijital sergiler gerçekteki gibi değil. Sanat alanındaki faaliyetler durdu” dedi.

“Genç nesiller yeni medya ile sanatın bağını daha iyi kuracak”

“Senelerdir bu ülkede geleceksiz yaşayan bir toplumuz. Eskiden 1-2 aylık programlar yapabilirken şimdi günü birlik yaşıyoruz” diyen Şonya, pandeminin uzun vaadeli planlar yapılmasını imkansız kıldığını vurguladı.

Sanatçıların yeni medya ve dijital teknolojilerle olan ilişkilerine de değinilen programda, eski kuşakların bu alanda sıkıntı yaşadığı fakat yeni kuşaklarla birlikte sanat ile yeni medya ilişkisinin daha iyi kurulabileceği belirtildi. Şonya böyle bir dönüşümün mutlaka yaşanacağını kaydederken, bir uyarı yapmaktan da geri durmadı: “Sanatçılar bir araya gelme ihtiyacı hissediyor, her şeyi zoom üzerinden yapamazsınız.”

“Boşlukta savaşıyoruz gibi hissediyorum”

Pandemiden dolayı etkinlik ve toplu üretim yapamadıklarını söyleyen Şonya,  “sanat etkinliği ve ortak çalışma yapamadığımızdan dolayı neredeyse üyelerimizi kaybediyoruz. Kolektif bilinci ve bir arada olabilme kapasitesini kaybettik sanki. Boşlukta savaşıyoruz gibi hissediyorum. Yaz aylarında bütün atölye çalışmalarını bahçeye taşıyıp yapacağız.”

Asil Köylü Heykeli:

“Her açıdan sakıncılı bir çirkinlik”

Girne’ye yapılması planlanan ve çevre örgütlerinden, sanat örgütlerine, Girneli’lerden toplumun geniş kesimlerine kadar tepki çeken Asil Köylü Heykeli hakkında da konuşan Şonya, “Her açıdan bu çalışma sakıncalı gözüküyor. İnsanlar karşı çıkıyor, çevre dernekleri karşı çıkıyor. Ben heykele dair mantıklı, olumlu bir gerekçe bulmaya çalışıyorum ama bulamıyorum” dedi.

Şonya’nın konuyla ilgili ifadeleri özetle şöyle:

“Bu tip heykeller dünyada yapıldı. Başarılı sayılabilecek iki örnek var. Biri ABD’deki özgürlük anıtı diğeri de Brezilya’daki İsa anıtıdır. Bunun dışında diğer örnekler sanat tarihi açısından da sanat açısından da insanlar açısından da sıkıntılıdır. Böyle heykeller ya dinsel ya da ideolojiktir. Heykeli neden dikersizi? O toplumun kültürünü, karakterini, bir özelliğini yansıtacaktır da ondan. Burada böyle bir şey yok. Bu heykelin bu kadar büyük olmasına da gerek var mıdır ki?”

“Girne’nin çarpık kentleşmesi KKTC’nin en önemli sıkıntılarından biri. Bundan ders çıkartmıyoruz. Girne bu çarpık kentleşmenin dezavantajlarını yaşıyor. Aynı zamanda sen bütün dağları yiyorsun. Bir de bütün bu çirkinliği içine bir çirkinlik daha katıyorsun.”

“Hangi insan bu heykelden etkilenip adaya gelcek? Bunun turizmle de alakası yok. Avrupa’dan gelen turist bu heykeli gördüğünde “allahım bunlar da neyle uğraşır burada” diyecek. AB’den bir sanatçı gelse “nedir bu?” diyecekler. “Nasıl bir mantıktır bu” diyecek. Bunun KKTC’yi nasıl lanse edeceğini düşünün. Diz çöken bir köylü!”

“Bunun mali boyutu da yayınlanmalı. Bu proje ARUCAD’a ne kadara mal oldu.? Bunun açıklanması lazım. Maliyet de söylenmeli.”

“ARUCAD’ın sanatla ilgili yaptığı olumlu şeyler vardır. Sadece bu proje hiçbir şekilde örtüşmüyor yapılanlarla. ARUCAD’a dair olumsuz bir tavrımız yok.”

“Lefkoşa’da bir de boğa krizi yaşadık. Her isteyen istediği yere heykel koyamaz. Tarihi bir mekana kocaman heykel konulamaz. İzin alınmadan hiç konulamaz.”

“Pandeminin patladığı, küresel ısınmanın da yaşandığı bu dönemin doğayı hunharca kullanmanın sonucu olduğunu görüyoruz. Dünyadaki birçok ülke bundan ders çıkarırken biz tam tersini yapmaya devam ediyoruz ne yazık ki. Nasıl bu yaşananlardan ders çıkarmayız hala?”

“Küçük bir adada yaşıyoruz. Ada’nın getirdiği bir yaşam biçimi olmalı. Ama buna uyumlu yaşamıyoruz. Ada toplumu gibi yaşamıyoruz. Mütevazi değiliz. Biz slow city gibi yaşamamız lazımken slow cityleri de slow olmaktan çıkarttık.”

“Minimumda mutlu, kendi kendimize yeter yaşamayı öğrenmeliyiz. Bu felsefeyi benimseyip yaşamamız gerekir. İktidarların bu şekilde bir yaşamı teşvik etmesi gerekirken neler yaşıyoruz.”

“Sanat alanında iki (üniversite) sermaye grubu arasında çekişme var. Bunlar ortamı daha da kötüleştiriyor. Sanat alanı bir çöplüğe doğru gidiyor.”

Programı dinlemek için:

https://www.spreaker.com/user/13622496/her-acidan-sakincali-bir-cirkinlik