Ana Sayfa Yazarlar

Ormanların eski haline dönmesi bir asır sürüyor

29/05/22

Ülkemizde her yıl meydana gelen orman yangınlarında yüzlerce ağaç zarar görürken bu ormanların eski haline dönmesi için en az 100 sene geçmesi gerekiyor

YEŞİL KIBRIS ÖZEL

   Ülkemizde her yıl meydana gelen orman yangınlarında yüzlerce ağaç zarar görürken bu ormanların eski haline dönmesi için en az 100 sene geçmesi gerekiyor.

   Yangınlardan dolayı zarar gören zeytin ve şinya ağaçları uzun bir zaman diliminde yeniden yeşerse de çam ağaçları ne yazık ki hayat bulamıyor.

   Yangın felaketlerinin ardından yetkililer gerek acil durum eylem planı, gerekse de yangın helikopteri konusunda açıklamalarda bulunsa da orman yangınlarına yönelik atılması gereken adımlar ne yazık ki ciddiye alınmıyor.

   Geçitköy’de önceki gün çıkan yangın sonucu bin dönümlük alan küle dönüp, yüzlerce ağaç zarar görürken, aynı yangının aynı bölgede iki yıl önce de meydana gelmesi söz konusu açıklamaların geçerliliğinin olmadığını gözler önüne seriyor.

   Yetkililerin ormanları korumaya yönelik adımlar atmaması ise ormanlık alanların yok olmasını ve ülkenin 100 yıl geriye gitmesini beraberinde getiriyor.

   YEŞİL KIBRIS’a konuşan Orman Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet İyigün, çıkan yangınlar sonucu ormanların eski haline dönmesi için çok uzun zaman gerektiğini belirterek, fidanların gelişmesi ve yetişkin ağaç haline gelmesi için 50-100 yıl geçmesi gerektiğini kaydetti.

   İyigün, 1995’te Beşparmak Dağları’nda çıkan yangının ardından dikilen fidanların henüz kesim çağındaki ağaca dönüşemediğine vurgu yaparak, öte yandan eğitimli personel ve yangın helikopteri eksikliğinin de ormanlık alan kaybından büyük rol oynadığını açıkladı.

  “Bir ağacın yetişebilmesi için 100 yıl geçmesi lazım”

   Orman Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet İyigün, yangınların ardından ormanların eski haline gelebilmesi için çok uzun zamana ihtiyaç duyulduğunu belirterek, yangınların ardından öncelikle alanın temizlenmesi, ekim ve dikime hazırlanması, fidanların ayarlanması gerektiğini kaydetti.

   Fidan dikiminin de ayrı bir süreç olduğunu dile getiren İyigün, tohumların bulunması, ekilmesi, yetiştirilmesi ve daha sonra fidan olarak ekilmesi gerektiğini ifade etti.

   İyigün, bu nedenlerden yangınlar sonucu ormanların eski haline kavuşmasının çok zor olduğunun altını çizdi.

   Tepebaşı-Kalkanlı arasında çıkan yangının ardından epey zaman geçmesine rağmen alanın henüz doldurulamadığına işaret eden İyigün, Geçitköy’de çıkan yangın sonucu yok olan ağaçların yerini doldurmak için fidancılığın da büyük önem arz ettiğine vurgu yaptı.

   İyigün, bir çam ağacı fidanının büyüyüp yetişkin bir ağaç haline gelebilmesi için 80 yıl geçmesi gerektiğine dikkat çekerek, ülkemizdeki kurak şartlarda bir fidanın yetişmesinin zor olduğunu anlattı.

    Beşparmak Dağları’nda 1995’te çıkan yangını anımsatan İyigün, yangın sonrası ekilen fidanların büyüyerek ağaç haline gelse de kesim çağına ulaşmadığını söyledi.

   İyigün,  yangınlarda zarar gören çam ağaçlarının yeniden hayat bulmasının mümkün olmadığını belirterek, kökleri toprak altında olan zeytin ve şinya gibi ağaçların tekrar yeşerebileceğini kaydetti.

   Çıkan orman yangınlar sonucu yeni ağaçların yetişmesi için 50-100 yılın geçmesi gerektiğini dile getiren İyigün, ancak orman yangınlarında tek kaybın üstte görünen ağaçlar olmadığını, altta yaşayan yılan, keklik gibi canlıların da zarar gördüğünü ifade etti.

Ormanlar büyük öneme sahip

  

   İyigün, ormanların insan ciğerine benzediğine işaret ederek, ağaçların en önemli özelliklerinden birisinin insanların nefes alıp vermesini sağlamak ve oksijen üretmek olduğunu vurguladı.

   Ağaçların sel taşkınlarında toprak kaymasını önlediğine dikkat çeken İyigün, ormanların olması durumunda yağmurun daha yavaş aktığın ve toprağı alıp götürme riskinin azaldığını söyledi.

   İyigün, gündelik hayatta kullanılan nesnelerin yapılmasında ve askerlerin korunmasında da ormanların payının büyük olduğunu belirterek, ormanların bunun gibi birçok önemli özelliğinin bulunduğunu kaydetti.

Vasıflı eleman ve yangın helikopteri yok

   Yaz aylarında orman güvenliği için yangın koruma görevlisi gerektiğini dile getiren İyigün, bu tip bir görevli alınamadığını, alınanların ise vasıfsız olduğunu ifade etti.

   İyigün, alanda dozer, greyder veya diğer araçların kullanılması gerektiği durumlarda bu araçları kullanacak şoför bulmakta da zorluk yaşandığına işaret ederek, bu personellerin bütün yıl eğitilip öyle kullanılması gerektiğini vurguladı.

   Yangın helikopteri veya uçağının son dönemlerde ülkemiz açısından büyük önem kazandığına dikkat çeken İyigün, yangınlara müdahale edilirken yerdeki insanların yüksek sıcaklıklarda yangına çok yaklaşamadığını söyledi.

   İyigün Güney Kıbrıs, Birleşmiş Milletler ve İngiliz Üsleri’nin  yangın helikopterlerinin bulunduğunu belirterek, yangın helikopterinin ülkemizde konuşlandırılmasında zorluk yaşanıyorsa bu helikopterlerin ücreti karşılığında kullanılabileceğini açıkladı.