Ana Sayfa Yazarlar
Hasan Sarpten
hsarpten@yesilkibris.com

Cırlavıklar Ölmesin...

23/06/21


Gerçekten endişelenmeye başlamıştım bu yıl nerde kaldılar diye, hatta hiç gelmezlerse   diye üzülüp içerledim bile…

Ama uzun bir bekleyişten sonra yüreğime biraz olsun su serpildi.

Bu günlerde bizi çok bunaltan sıcaklar, onların imdadına yetişti.

Çünkü onlar sıcağı çok severler.

Bilimsel adı ‘‘Cicadella viridis’’ olan ama herkesin ‘‘Ağustos Böceği’’ diye bildiği, Kıbrıslıların ise ‘‘Ziziro’’ yada ‘‘Cırlavık’’ olarak tanıdığı bu böcekler son günlerde yine başımızı şişirmeye başladı.

***

Sesleri eskisi gibi gür ve sayıları eskisi gibi çok olmasa da bu yaz da onlarsız kalmadık ya ne mutlu bize…

Ne de olmasa artık yurdumuz bir zehir adasına dönüştü.

Bir yandan tarımsal faaliyetlerde kullanılan ilaçlar…

Öte yandan orman zararlıları ile mücadelede kullanılan böcek öldürücüler…

Tabii belediyelerin birbirleriyle yarışırcasına kullanmaya devam ettikleri haşere ilaçlarını da unutmamak gerekir.

Hem de hiçbir bilimsel dayanağı olmadan.

Aslında her belediye başkanı sokak sokak gezerek havada uçan sivrisineklere kimyasal zehirler atmanın sorunu çözmediğini bilir.

Hatta çoğu insan sağlığı ve doğal hayat üzerine olan yok edici etkisinin de farkındadır.

Ama ‘‘ne yapalım, başka şansımız yok’’ deyip bizi zehirlemeye devam ediyorlar.

Kimisi ise ‘‘halk ilaç atmayınca, şikayet ediyor’’ deyip bir anda haklı (!) konuma geçebiliyor.

Bir de ‘‘bu yıl geçen yıldan daha çok zehir attık’’ diye övünebiliyorlar.

Bazıları ise çevreciler tarafından biraz sıkıştırılınca besin zinciri yoluyla nasıl insana kadar ulaştığını bilmeden, ‘‘merak etmeyin bir tek akciğersiz canlılara zararı var’’ deyip işi hafifletmeye çalışıyor.

Tüm bunların yanında, ağaç varlığımızın her geçen gün azaldığı bir ortamda da  cırlavıkların çoğalmasını bekleyemeyiz.

Çünkü bu canlılar odunsu bir bitkinin dalına konarak bir aylık ömrü sırasında 600 civarında  yumurtayı ağacın içerisine bırakır.

Yumurtadan çıkan nimf formu toprağa düşer ve 60 cm derinliklerinde galeriler açarlar.

Nimf dönemleri toprak içinde 5 yıl kadar sürer.

Gelişmelerini tamamlayan nimfler genellikle geceleri topraktan çıkarak bir ağaca, çalıya yada ota tırmanarak ona sıkıca tutunur ve daha sonra göğüslerinin üzerindeki deride açılan bir yarıktan dışarıya süzülürler.

***

İşte bu yüzden, her yıldan daha çok korkmuştum bu yaz.

Ya cırlavıklar ötmezse diye…

Koro halindeki ötüşleriyle dayanılmayacak bir gürültüye neden olan bu canlılar her ne kadar keyfimizi kaçırsa da, aslında onlar huzurlu bir ortamın simgesidirler.

Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların yaşamında ayrı bir yer tutan cırlavıkların kaderi bizim gibi olmasın..!

Onlar sonsuza dek bu adada var olsun…