Ana Sayfa Yazarlar
Şerife Gündüz
sgunduz@yesilkibris.com

Çocuk Hakları ve Çevre

01/07/21


Günümüzde çocukların en temel haklarından birisi olan, sağlıklı bir çevrede yaşamak, milyonlarca kez ihlal edilmektedir. Çevresel bozulma ve doğanın sömürülmesiyle birlikte, sayısız çocuğun temiz içme suyuna ya da güvenli yiyeceklere erişimi ortadan kalkmaktadır. Birçok çocuk çevre kirliliğine maruz kalarak kabul edilemez yaşam koşullarında hayatını devam ettirmektedir. Sağlıklı bir çevrede büyüyüp mutlu ve etkin bireyler olarak topluma katılmaları, çocukların fiziksel ve zihinsel sağlığı için, önkoşuldur.

Dünya’da sağlıklı ve güvenli bir ortamda büyüme fırsatı son derece haksız biçimde dağılmıştır.

 Politik, yasal ve ekonomik koşullar yeniden düzenlenmeden bu durum değişmeyecektir. Sağlıklı bir çevre, doğal kaynakların artan şekilde kullanılması ve ekosistemlerin tahrip edilmesi ile gelecekte çok az çocuğun tadını çıkarabileceği kıt bir meta haline getirilecektir. Bu çok ürkütücü bir gerçektir. Bu durum, çocuk haklarının çevresel boyutlarına daha fazla odaklanmayı ve çocuk haklarının çevre, sürdürülebilirlik ve diğer ilgili politikalardaki rolünü güçlendirmeyi kesinlikle gerekli kılmaktadır. Çocukların özel ihtiyaçları ve savunmasızlıkları göz önünde bulundurularak, çocuk haklarına yönelik çevresel tehditler tespit edilmelidir. Devletlerin yükümlülükleri ve hak ihlalleri kamuoyu tarafından daha görünür hale getirilmelidir. Mevcut koruma standartlarının yetersiz olduğu yerlerde, çocuk haklarının çevresel yönleri güçlendirilmelidir.

Çevre ve insan haklarının korunmasının geliştirilmesi geleceğimiz için oldukça önemlidir.

Çevrenin korunmasının insan ve gelecek nesillerin hakları ile ilgisi olduğu yeni bir fikir değildir. Birleşmiş Milletler ’in u 1972’de Stockholm’de gerçekleşen konferansta gelecek nesiller için çevreyi koruma ve iyileştirmenin en büyük sorumluluğumuz olduğunu vurgulanmıştır.

İklim değişikliğinin küresel etkisi, insan hakları ve çevre arasındaki ilişkiyi uluslararası olarak tanımanın ve yasal olarak kodlamanın ne kadar acil olduğunu göstermektedir

Tüm çocukların haklarından tam anlamıyla yararlanabilmeleri için, doğal çevreyi korumak bütün devletlerin temel görevidir. Çevrenin korunması, çocuk haklarının da korunmasıdır.

Her yıl 3 milyon çocuk çevre kirliliğinin neden olduğu hastalıklardan ölmektedir.  

Her yıl yaklaşık 1,5 milyon çocuk, çoğunlukla saf suyun neden olduğu ishal hastalıklarına yakalanmaktadır.

Her yıl yaklaşık 10 milyon çocuk, yoksulluk, yetersiz beslenme ve açlıkla ilgili hastalık kaynaklı ölmektedir.

Her gün 6000 çocuk kirli su ve kötü sağlık koşullarının neden olduğu hastalıklar nedeniyle ölmektedir.

Yukardaki Rakamlar, çevresel sorunların ve çocukların yaşama hakkının ihlal edildiğini çok açık bir şekilde ifade etmektedir.

 Çocukların sıhhati, sağlıklı bir çevreye, temiz suya erişime, sıhhi hizmetlere, yeterli yiyecek ve barınmaya erişime bağlıdır. Bu nedenle sağlık hakkı, çevresel sorunların birincil referans noktasıdır. Devletler hastalıklarla, yetersiz beslenme ile mücadele ederken “çevre kirliliğinin tehlikelerini ve risklerini” göz önünde bulundurmak zorundadır. Çevrede bulunan tehlikeli kimyasallar toksik ağır metaller, öğrenme veya büyüme bozukluklarına ve benzeri kalıcı hasarlara neden olmaktadır.

Yukarda bahsedilen konulardan da anlaşılabileceği gibi tüm ülkeler tarafından imzalanıp kabul edilen çocuk hakları evrensel bildirgesi çocukları korumak için yeterli değildir. Milyonlarca çocuk her gün ölüm tehlikesiyle burun buruna gelmekte ve ölmektedir. Bu yüzyılda bile maalesef her çocuğumuzu en değerli varlıklarımız olarak yetiştirmekten aciz kalıyoruz.  Çocuklar eşit ve insanca bir hayat yaşamaktan çok uzaktırlar. Çocuklarımızın sağlıklı bir çevrede yaşamaları için neler yapılabileceğini bir defa daha düşünmek ve harekete geçmek en büyük sorumluluğumuzdur.