Ana Sayfa Yazarlar
Merter Refikoğlu
mrefikoglu@yesilkibris.com

Lefkoşa Yeşil Bir Başkent Nasıl Olabilir?

05/04/21


Doğal güzellikleri bakımından sayılı ülkelerden sayılırız. Ada ülkesi oluşumuz, mevsimimiz, nerdeyse adanın her yerinde denize girebilecek durumda oluşumuz en büyük doğal zenginliklerimiz. Ancak aynı şekilde doğaya zarar verme, yeşili koruyamama sıralamasında da ön sıralarda yer almaktayız.

Hadi gelin Kıbrıs’ın başkenti Lefkoşa’yı çok basit bir şekilde yeşile boyayalım. Elimize kâğıt kalem alalım ve boyamaya başlayalım mı? Yazıyı fotoğrafla beraber okuyun lütfen...

  1. Fuar alanından başlayalım. Atıl durumda olan fuar alanımız senede 1-2 kez aklımıza geliyor. Fuar günleri için yapılan lamarinalardan gecekondu yapılar kimseyi rahatsız etmiyor mu? Fuar alanı projelendirilip binalar dışındaki alanlarını yeşillendirip, ağaçlandıralım. Bu yeşilin arasına basit yürüyüş ve bisiklet parkuru yerleştirelim. 1-2 cafe de hem gençlerimize gelir kaynağı hem de orada zaman geçirecek insanların ihtiyaçlarını karşılayabilir. Lefkoşa’nın yaz akşamı serininde çocuklarımız oynarken bizlerin de bir şeyler içtiğini hayal edin. Tabii lamarinadan yapıları bir daha yapmamak üzere yıkıyoruz.
  2. Oradan atlayıp karşı tarafa geniş spor kompleksine geçiyoruz. Yine sahalardan, salonlardan ve park yerlerinden kalan yerleri yeşillendiriyoruz. Ara ara oturma yerleri oluşturuyoruz. Bisiklet yolu ve yürüyüş yolunu sürekli tekrarlayacağım. Öyle altın kaplama değil, basit yeterli ağaçların arasında. Buraya da restorant-cafe yerleştirebiliriz.
  3. Yolun hemen karşısındaki sanayi bölgesi önündeki geniş boş alana geçebiliriz. Orayı da bir düzelttik, ağaçlarımızı ektik, arasından yürüyerek ya da bisikletle geçtik.
  4. Ve benzincinin oradan çaprazlama atladık karşı tarafa. Her hükümet, her belediye dönemi tartışılan, kent parkımızı yapalım buralardaki boş alanlara. Buralarını da projelendirip, yeşillendiriyoruz. Yürüyüş ve bisiklet yolları üzerinde gide gele oluşur yavaş yavaş, çok bir şey yapmaya gerek yok. Yeter ki bölgeyi ağaçlandıralım.
  5. Kent parkından Lefkoşa’nın içine ilerleyen derelerin boyuna ağaçlarımızı ekip, yürüyüş ve bisiklet parkurumuzu ekleyebiliriz. Tabi ki dere yataklarımızı önce temiz tutmamız gerektiğini söylemeye gerek yok.
  6. Derenin bir ucu ile Kermiya’ya, öbür ucu ile Mehmet Akif Caddesi’ne gelebilirsiniz.
  7. Yol boyunca büyüklü, küçüklü dinlenme alanı parkları oluşturulabilir, bazıları da oluşmuştur. Ancak yıllardır atıl halde kalan, içerisine Rauf Raif Denktaş’ın mezarı yapıldıktan sonra milli duygular ile güzelleştirileceğini hayal ettiğimiz Cumhuriyet Park’ından bahsetmeden geçmek istemem. Orada ağaçları ekili öyle geniş ve güzel bir alan var ki, çok basit bir dokunuşla orası cennet yapılabilir. Ancak burası karanlık, pis ve uyuşturucunun merkezi. Burası da en az 2 cafe kaldırır. Serin yaz akşamları için bulunmaz bir cennet haline getirilebilir.
  8. Bu iki dere arasında kalan ve yine her hükümet döneminde konuşulan ve siyasi seçim malzemesi yapılan kent parkı hayali olan bölgeyi de düşünmemiz gerek. Buraya da dinlenme yerleri, oyun alanları, spor alanları, yeşilden arta kalan yerlere yerleştirebiliriz. Yeşil yoğun bir şekilde bölgeyi kaplamakta. Yürüyüş yolu ve bisiklet yolu zaten ağaçların arasından kendiliğinden gelir.
  9. Bu saydığımız yerlerin arasında yılların yorgunluğu üzerinde duran Kumsal Park’ı tüm alanların arasında ne kadar küçük bir yer kaplıyor diye görmek için koydum. Orası da olmasa ne yapardık acaba.
  10. İlk başladığımız noktaya geri dönersek, oradan derenin boyunu alıp yeşillendirip Gönyeli Barajı’na ulaşabiliriz. Yine baraj etrafında doğa ile uyumlu çeşitli aktiviteler yapabiliriz. Hiçbir şey yapmasanız sadece ağaçlandırsanız burası da cennetten bir parça olabilir.
  11. Yine 6 numaralı derenin bir parçası da Yenikent’i çevreliyor. Burayı ağaçlandırsak yürüyüş ve bisiklet sürmek için, hava almak için ne güzel bir yer olur değil mi?

Basit bir kroki ile Lefkoşa’nın nasıl daha yeşil olabileceğini anlatmaya çalıştık. Bunları yapmak hiç de zor değildir. Yeter ki biraz bunları vizyonuna koyabilecek yöneticilerimiz artsın. Önceliğine bu yazdıklarımızı koyacak bir anlayış şehirlerimizi daha güzel yapacaktır. Öyle milyonlarca liraya da gerek yoktur. Bu bölgeler projelendirilip halka anlatılırsa, halkımız da en ön sırada bu projeleri sahiplenecektir. Avrupa şehirlerini gezerken, bu güzelliklere hayran hayran bakarken, aslında benzer şeyleri bizler de kendi ülkemizde yapabiliriz. Buna şehirlerimiz yakışıyor. Bunun için yarın değil, bugün çalışmaya başlamalıyız.