Ana Sayfa Yazarlar
Hasan Karlıtaş
hkarlitas@yesilkibris.com

Tarih, Kültür ve Doğa Dostu Müzeler

16/05/21


Dünyanın farklı köşelerinde olduğu gibi, ülkemizde de her sene, 18-24 Mayıs Dünya müzeler Haftası olarak çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.  18.Mayıs,  Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) tarafından ‘’ Dünya Müzeler Günü’’ olarak kabul edildikten sonra,  UNESCO tarafından,  1977’den beridir,  farkındalık yaratan etkinliklerle kutlanmaya başladı. Günümüzde 120 farklı ülkedeki, 30 binin üzerindeki müze, geçmişi, bugüne ve geleceğe,  bağlayan bir anlayışla, binlerce insanı buluşturuyor…

Müzenin ne anlama geldiğini ve önemini, Sunay Akın bir röportajında şöyle dile getiriyor :   “…. müzenin sözcük anlamını bilmeliyiz. Müze Fransızca bir sözcük olup ilham perisi anlamına gelmektedir. Yani bir  toplumun ne kadar çok müzesi varsa, o kadar çok ilam perisi vardır demektir, onlar toplumların hafızaları, bellekleridir.

MÜZELER NEDEN ÖNEMLİ ?

Bence, müzeler, geçmişin aynası, geleceğin ışığıdır. Geçmişten günümüze gelen, bizi biz yapan değerlerin en fazla hissedilebildiği büyülü mekanlardır. Bellektir. Müzeler, Dünyanın her köşesinden, farklı kültür, din, dil ve renkten farklı amaçlarla seyahat eden milyonlarca kişinin, değişmeyen ortak uğrak noktasıdır.  Tarih ve kültür bilinci oluşturmak, var olan değerleri saptamak, kaydetmek ve gelecek nesillere aktarmanın yolu müzecilikten geçer. Geçmişin aynası ve geleceğin ışığı olan müzelerin, kültürel, tarihsel, ekonomik, turizm ve eğitimsel yönü bulunuyor. Geçmiş zamanların izinde yolculuğa çıkmak için, dünyanın her köşesinde farklı amaçlarla tasarlanmış müzeler büyük rağbet görüyor. Müzeler içerisinde, arkeoloji, tarih, sanat, fen, bilim, etnografya, kent kavramları  en başta gelenler olsa da, tematik, konsept müzecilik anlayışı da yükselen bir ivme izliyor.

Müzeler, geçmiş ile bugünü birbirine bağlaması yönüyle de gizem yüklüdür.  Ülke gelişmişliğinin ve kültür seviyesinin, en önemli göstergesi olan ve bulundukları bölgelere çekim yaratan, prestij ve imaj sağlayan müzeler özel mekanlar olup, sadece turiste değil  çocuk, genç, yaşlı, engelli tüm demografik kesimlere hitap edecek şekilde tasarlanmalıdır.

 KUZEY  KIBRIS’TA KAPSAMLI BİR ARKEOLOJİ  VE SANAT MÜZEMİZ YOK  !

Ülkemizde bilet karşılığında ziyaret edilen kırkın üzerinde  müze ve ören yeri bulunmasına karşın, kapsamlı bir müzemizin olmayışı, ülkemizin en büyük eksikliklerindendir. Turizm sektöründe büyük bir potansiyeli ve hedefleri olan on binlik yıllık tarihsel ve kültürel mirası bulunan bir ülkede,  bu konu ciddi bir noksanlıktır.

Özellikle başkent Lefkoşa’da böylesi bir eser kazandırmak sanırım hepimizin toplumsal sorumluluğudur. Çünkü dünyanın tüm saygın başkentlerinde,  prestij binası olarak kabul edilen mimarisi ile dikkat çeken ve şehrin kalitesini ve imajını yükselten müze ve tiyatro yapıları bulunmaktadır. Sadece Lefkoşa mı? Tabi ki hayır, yaşayan tarihi bir şehir olan Mağusa, Girne, Salamis ve adamızın batısındaki  Lefke de turizm gelişiminden müzecilik anlamında nasibini almalıdır. Salamis Müzesi, Lefke Müzesi hemen çağrışım yapıyor. Bunların yanında, farklı bölgelerde Kıbrıs kültürünü yansıtan Etnografik müzecilik anlayışı, Kent müzeleri ve tematik müzeler teşvik edilip desteklenmelidir.

KIBRIS’IN İLK MÜZELERİ

Kıbrıs’taki ilk müze Güney Lefkoşa’da, 1910 yılında Kraliçe Victoria adına açılan Victoria Müzesi’dir. Kıbrıslı Türklerin ise ilk müzesi 1963 tarihinde etnografya müzesi olarak hizmete açılan Mevlevi Tekkesi’dir. Antikalar Kanunu’nun geçtiği yıl ise 1935’tir. ( Bilgi : Kozan Uzun / Arkeolog)

HERKES İÇİN MÜZE  

Ülkemizde uzun yıllardan beri devam eden müze ve ören yerlerinin, pazar günleri KKTC vatandaşları tarafından ücretsiz ziyaret edilmesi uygulaması yerinde bir uygulama olup, daha yaratıcı projeler ile desteklenmelidir. Eski Eserleri Koruma Fonu’nun en önemli gelir kaynaklarından biri de müze girişlerinden sağlanan finansmandır. Temennim, müze ve ören yerlerinden elde edilen gelirin, müzelerin altyapısı, temizliği, hizmet kalitesi ve yaratıcı/yenilikçi, günübirlik olmayan sürdürülebilir çağdaş projeler için kullanılmasıdır.

‘’ Herkes İçin Müze ‘’ anlayışı kapsamında, “Çocuk ve Müze” , “Turist ve Müze” ve “Toplum ve Müze” gibi projelerle müzelerin, hem eğitimsel yönü, hem de ülke imajı yönü güçlendirilmelidir. Bu hareket hem turizm gelişimine  hem de ülkede yaşayan halka getireceği olumluluklar yanında,  özgüven de  sağlayacaktır. Çocuk faktörü muhakkak surette müzeler ile birlikte düşünülmelidir. Dokunarak, hissederek, öğrenilecek imkanlar geliştirmek, beraberinde temeli sağlam bir nesil yetişmesine olanak tanıyacaktır. Doğru bir müzecilik anlayışı kurgusu  ile çocukların eğitsel yönünü, onları eğlendirerek geliştrebiliriz.

Dünya da en fazla ziyaret edilen müze yıllık 8.5 milyon ziyaretçi ile Fransa’nın başkenti Paris’te ünlü Mona Lisa tablosunun da yer aldığı Louvre Müzesi’dir, onu yine Paris’teki Centre Pompidou, Londra’daki Tate Museum, British Museum ve New York Metropolitan Müzesi izliyor. Dünya da oluşturulan tematik müzelerin de yükselen bir trend olduğunu da hemen vurgulayalım. Şarap Müzesi, Zeytin Yağı Müzesi, Doğa Müzesi, Bira Müzesi, Klasik Araba Müzesi, Erotik Müze, Bal Mumu Müzesi, Hapishane Müzesi, Oyuncak Müzesi, Elmas Müzesi ve bunun gibi örnekler hemen akla geliyor.

KUZEY KIBRIS’IN EN ÇOK ZİYARET EDİLEN MÜZELERİ

Ülkemizde en fazla ziyaret edilen müze ve ören yerleri listesinde  Girne Kalesi ilk sırada yer alıyor. Barbarlık Müzesinde, ücretsiz ziyaretçi uygulaması olup, en fazla ziyaret edilen ikinci müze konumundadır. . Bellapais Manastırı, St.Hilarion Kalesi, Salamis Ören Yeri, Barnabas Manastırı, Güzelyurt Arkeoloji ve Doğa Müzesi, Kantara Kalesi, Namık Kemal Zindanı, Soli Ören Yeri ve Mevlevi Tekkesi diğer fazla ziyaretçi çeken yerlerdir. Sivilleşmesine inandığım, yıllardır abartılı bir senaryo ile misafirlerini ağırlayan, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetlerine bağlı, Mavi Köşk’te hatırı sayılır bir ziyaretçi sayısı ile dikkat çekiyor. Son yıllarda yavaş da olsa çoğalan özel müzeler, kent müzesi projeleri, butik cafelerdeki sanatsal bakış açısı, ülkemizin turizm gelişimi ve ziyaretçilere alternatif sunması bakımından umut vaat ediyor…

MÜZE VE DOĞA İLİŞKİSİ

Müzeler, tarih, kültür ve tematik sunumları yanında, doğa tarihi anlamında da ışık sunuyor. Müzeler, ülke gelişmişliği anlamında en önemli kültürel simgelerinin başında geliyor. Kültür yanında, binlerce hatta milyonlarca yıllık doğa bilgi birikiminin gelecek nesillere aktarıldığı ve farklı bilimsel araştırmaların yer aldığı doğa müzeleri, tarihin derinliklerine doğru yolculuk yapma imkanı sunuyor. Ülkemizde herbaryum anlanında bazı girişimler olsa da, Milli Park ve kapsamlı yaratıcı Doğa Müzesi anlamında ciddi eksiklikler bulunmaktadır.

MÜZE GEÇMİŞİN İZİ, TOPLUMUN BELLEĞİ ,GELECEĞİN UMUDUDUR

SON SÖZ : 2008 senesinden beridir, her 18-24 Mayıs döneminde, bir turizm sevdalısı ve bir rehber olarak kendimce müzelerin önemine dair, yazı, söz ve eylemle vurgu yapmaya çalışıyorum. Çünkü, müzeler, geçmişi şimdiye bağlar ve geleceğe taşır. inancım şudur ki ; Bir ülkede müze bilinci ne kadar fazla olursa, tarihsel ve toplumsal  hafıza o denli, unutulmaz. Gelişmişliği tarih, kültür seviyesi ve doğa sevgisi de, o boyutta büyür…