Ana Sayfa Yazarlar
Ergün Bey
ebey@yesilkibris.com

Zehirleniyoruz!

08/09/21


Teknecik’te filtre yok, AKSA da var kullanmıyor! : Ülkemizde AB normlarına uyumlu çevre yasamız var. Yasaya göre santrallerin ürettiği emisyonlar için sınırlama getirildi. Eğer emisyon değerleri limit üstü ise ki öyledir. Filtre takılması gerek. Teknecik’te filtre yok, AKSA da var kullanmıyor!

Emisyonların Sebebi Fuel Oil: Santrallerde Fuel Oil yakılmasından kaynaklı Kükürt Dioksit (SO2), Azot Oksitler (NOx), Partiküler Madde (PM, toz) ve Karbonmonoksit’tir (CO) emisyonları oluşmaktadır. Bunların yanında katı atık olarak da yakıt altı atık (slaç) oluşmaktadır.

Emisyon Değerleri Çok Yüksek: Çevre Yasamıza göre üst sınır değeri 250 mg/Nm3 olması gereken Kükürt Dioksit (SO2) değeri buhar santralleri için 1000-1500, dizel santrallerin de ise 2500-3000, üst sınır değeri 200 mg/Nm3 olması gereken Azot Oksitler (NOx) değeri buhar santralleri için 450-600, dizel santrallerin de ise 300-500 arasında, yine 25 mg/Nm3 olması gereken Partiküler Madde (PM, toz) değeri buhar santralleri için 80-170, dizel santrallerin de ise 70-80 arasında gerçekleşmektedir.

Şeffaf Olunmalı: Yakıt tahlil sonuçları kamuoyu ile düzenli olarak paylaşılmalı şeffaf olunmalı. Son dönemde bu sonuçlar üzerinde bir karartma var. Bu doğru değil. 2021 yılına ait emisyon haritalarında diğer yıllara göre olumsuz yönde bir artış var gözlenmekte bunun nedeni bilimsel olarak açıklanmak zorunda. Bunun için veriye ihtiyaç var. Şeffaf olunmalı!

Esentepe’de ki Teknecik Elektrik Santrali ve Kalecik’deki AKSA elektrik santrallerinin fuel oil tüketmesinden kaynaklı oluşan hava emisyonları çevre ve insan sağlığını tehdit etmeye ne yazık ki devam ediyor.  Santrallerde Fuel Oil yakılmasından kaynaklanan ana emisyonlar ise Kükürt Dioksit (SO2), Azot Oksitler (NOx), Partiküler Madde (PM, toz) ve Karbonmonoksit’tir (CO). Girne üzerinde bazı günler gördüğümüz siyahımsı renk Teknecik Elektrik Santralinden salınan NOx gazlarının güneşten gelen UV radyasyon ile troposferik ozon gazına dönmesi nedeni ile oluşur. Bu olaya ''Photochemical smog'' denir. İleriki yıllarda enerji tüketimimiz arttıkça bu olay daha da kötü bir hal alacak.

Biliyorsunuz 2016 yılına kadar %3,5 kükürt oranlı yakıt kullanılmaktaydı. 2016 yılından itibaren %1 kükürt oranını geçmeyecek yakıt kullanılmaya başlandı. Ülkemizde AB normlarına uyumlu çevre yasamız var. Yasaya göre santrallerin ürettiği emisyonlar için sınırlama getirildi. Eğer emisyon değerleri limit üstü ise ki öyledir. Filtre takılması gerek. Teknecik’te filtre yok, AKSA da var kullanmıyor!

KIB-TEK’e ait Buhar Türbinleri ve Dizel Santraller var. AKSA’ya ait ise sadece Dizel Santraller bulunmaktadır. %1 kükürt oranına göre fuel oil kullanılmasına rağmen Çevre Yasamıza göre üst sınır değeri 250 mg/Nm3 olması gereken Kükürt Dioksit (SO2) değeri buhar santralleri için 1000-1500, dizel santrallerin de ise 2500-3000, üst sınır değeri 200 mg/Nm3 olması gereken Azot Oksitler (NOx) değeri buhar santralleri için 450-600, dizel santrallerin de ise 300-500 arasında, yine 25 mg/Nm3 olması gereken Partiküler Madde (PM, toz) değeri buhar santralleri için 80-170, dizel santrallerin de ise 70-80 arasında gerçekleşmektedir.

Rafinerilerde % 3,5, % 1 ve % 0,5 oranlı fuel oil üretilmekte ülke olarak bir an önce % 0,5 oranlı yakıt kullanmaya başlamalıyız. Bunun yanında yakıt alınırken 18-20 civarı sayıda aranan çok önemli parametreler var. Bunlar gerek çevre ve insan sağlığı, gerekse makine ömrünü etkileyen önemli parametrelerdir. Yakıt tahlil sonuçları kamuoyu ile düzenli olarak paylaşılmalı şeffaf olunmalı. Son dönemde bu sonuçlar üzerinde bir karartma var. Bu doğru değil.

Bakınız Avrupa Uzay Ajansı’nın Yeryüzü Gözlem Programı Kopernik’in bir parçası olan Sentinel-5P adlı uydusu hava kirliliğine veriler toplamaktadır. Günde bir defa dünya etrafında dönerek yeryüzündeki hava kirlilik oranlarını tespit eden uyduya erişim sağlayıp bir araştırma gerçekleştirdim. Araştırmam da yıl içerisinde en çok elektrik tüketimi yaptığımız yani en çok yakıt tüketip emisyon oluşturduğumuz Mayıs-Ağustos aylarının ortalama emisyon görüntüleri üzerinde yaptım. Haritalardan da görebileceğiniz gibi sonuçlar gerçekten ürkütücü. NO2 (Azot Oksit) emisyonlarının en fazla oduğu yerlerin Kalecik ve Teknecik Elektrik Santralleri üzerinde yoğun olduğunu bariz şekilde görebiliyoruz.

Tarım arazileri, doğa ve insan sağlığı bu emisyonlardan ciddi şekilde zarar görmektedir. Bizleri yönetenler bir an önce güneş enerjisinden ve doğal gazdan elektrik üretilmesi için çaba göstermelidir. Eğer fuel oil yerine, güneş enerjisi ve doğal gazdan elektrik üretebilirsek, bu kirli emisyon miktarlarını büyük oranda azaltabiliriz.

Ülkemizin acilen sürdürülebilir bir enerji planına ihtiyacı vardır: Enerji bakanlığının yapması gereken bir başka önemli adım, şehirlerin ve evlerin mümkün olduğunca en az elektrik tüketecek şekilde planlanmasıdır. Eğer bu planlama yapılamazsa enerji ihtiyacımız ileriki yıllarda ciddi şekilde artacaktır. Hükümetlerarası iklim değişikliği raporları (IPCC) gelecek yıllarda iklim değişikliği nedeni ile Akdeniz bölgesinin ciddi sıcak hava akımlarına maruz kalacağını belirtiyor. Binalar ve şehirler düzgün şekilde planlanmaz ise, yaz aylarında bina içlerini serinletmek için ciddi miktarlarda enerji harcayacağız. Enerji ihtiyacının artması daha fazla yakıt tüketilmesi ve dolayısı ile daha fazla kirli emisyonun enerji santrallerimizden çıkacağı anlamına gelir.

(Bu yazı daha önce Havadis Gazetesi'nde yayınlanmıştır)