Ana Sayfa Yazarlar

Yılanlar bilinçsizliğinin kurbanı oluyor

25/05/22

Doğadaki dengenin korunmasında büyük bir öneme sahip olan, özellikle de fare ve kurbağa popülasyonunun kontrol altında tutulmasına yardımcı olan yılanlar havaların ısınmasıyla daha çok görülürken, çevre bilincine sahip olmayan kişiler tarafından büyük zarar görüyor

YEŞİL KIBRIS ÖZEL

  Doğadaki dengenin korunmasında büyük bir öneme sahip olan, özellikle de fare ve kurbağa popülasyonunun kontrol altında tutulmasına yardımcı olan yılanlar havaların ısınmasıyla daha çok görülürken, çevre bilincine sahip olmayan kişiler tarafından büyük zarar görüyor.

    Ülkemizde şu an “Kör Yılan”, “Kara Yılan”, “Sikkeli Yılan”, “Kedi Gözlü Yılan”, “Çukurbaşlı Yılan” ve “Koca Engerek (Gufi)” olmak üzere 6 tür yılan görülürken, bu yılanlardan sadece Koca Engerek/ Kıbrıs Engereği tehlikeli bir zehir bulunduruyor ancak çevre bilinci olmayan kişiler önüne çıkan her yılanı öldürme yoluna gidebiliyor.

   Karayılan, Sikkeli Yılan gibi yılan türleri zehirsiz olmalarına rağmen, yaz aylarında korkudan ve zehrisiz olduklarının bilinmemesinden dolayı büyük yaralar alıyor.

   YEŞİL KIBRIS’a konuşan Başbakan Yardımcılığı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanlığı’na bağlı Çevre Koruma Dairesi Doğal Hayat Şubesi Personeli Biyolog ve Çevre Eğitimi Uzmanı Doç. Dr. Nazım Kaşot, doğada bozulan dengelerin acısını diğer türlerle birlikte insanın da çektiğine işaret ederek, doğada artan fare ve sıçan popülasyonlarının dengelenebilmesi için yılanların olmazsa olmaz olduğunu ancak insanların yılanları öldürerek hem onlara zarar verdiğini hem de doğanın dengesine müdahale ettiğini vurguladı.

   Taşkent Doğa Parkı 1190 Yaban Hayat Destek Hattı Sorumlusu İlayda Taşkaya, Gufi dışındaki diğer yılan türlerinin insanlarda ciddi bir hasara yol açmadığını, Gufi’nin de şehir merkezlerinde görülmesinin zor olduğunu dile getirerek, buna rağmen insanların çevre bilincinden uzak olması ve yılanları tanımaması sonucu zehirsiz ve insanlardan korkan yılanları bile öldürebildiğinin altını çizdi.

Kaşot: Yılanlar tehlike değil, doğanın bir parçasıdır

   Başbakan Yardımcılığı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanlığı’na bağlı Çevre Koruma Dairesi Doğal Hayat Şubesi Personeli Biyolog ve Çevre Eğitimi Uzmanı Doç. Dr. Nazım Kaşot, yılanların Kıbrıs ikliminde ya çok kısa kış uykusuna yattıklarını ya da hiç yatmadıklarını belirterek, hibernasyon (kış uykusu) olarak isimlendirilen bu olayın birçok sürüngende kötü hava koşullarını hasarsız atlatmak için kullanılan bir mekanizma olduğunu kaydetti.

   Yılanların soğukkanlı canlılar olduğunu ve metabolizmalarının çevrenin sıcaklığına göre değişiklik gösterdiğini dile getiren Kaşot, sıcak havalarda oldukça hareketli ve soğuk havalarda ise ya çok az hareketli ya da hareketsiz olabildiklerini ifade etti.

   Kaşot, bahçe temizliklerinin yoğun yapıldığı dönemlerde otların içerisinde yılanlara rastlamanın mümkün olduğuna işaret ederek, hem onlara zarar vermemek hem de onlardan korunmak adına sık otların olduğu alanları temizlerken dıştan içe doğru ilerlenmesinin, yılanın titreşimlere bağlı olarak uyarılmasına ve oradan ayrılmasına imkan sağlayabileceğini vurguladı.

   Koca Engerek yılanının (Gufi) olduğu yerden ayrılmayabileceğini, bu nedenle de otların görünmeyen zeminine basılmaması ve tedbirli olunması gerektiğini söyleyen Kaşot, “Bu yolla istemeden üzerine basma ihtimalinizi ortadan kaldırabilirsiniz. Isırılma vakalarının büyük çoğunluğu görmeden üzerine basıldığı durumlarda gerçekleşmektedir. Koca Engerek otların içindeyse ve sizi tehdit olarak algılamışsa eğer size akciğerlerini hava ile doldurarak tıslama sesi çıkarabilir. Böyle bir ses duyduğunuzda lütfen kesim işlemine devam etmeyin ve oradan uzaklaşın. Sizi tehdit algıladığı için bir süre hareketsiz bekleyecek ve tehdit durumunu değerlendirecektir. Tehdidin geçtiğini düşündüğü anda da orayı terk edecektir. Türün genel davranış mekanizması böyle çalışmaktadır fakat istisnai durumlar da söz konusu olabilmektedir.” şeklinde konuştu.

“İnsan için tehlikeli olan  tek yılan Gufi’dir”

   Kaşot, Kuzey Kıbrıs’ta literatüre göre 9, fakat mevcut kayıtlara göre 6 farklı yılan türü bulunduğunu belirterek, bunların “Kör Yılan”, “Kara Yılan”, “Sikkeli Yılan”, “Kedi Gözlü Yılan”, “Çukurbaşlı Yılan” ve “Koca Engerek (Gufi)” olduğunu kaydetti.

   Bu türler arasında sadece 3 türün zehirli olduğunu fakat insan için sadece Koca Engerek’in tehlike arz ettiğini dile getiren Kaşot, Gufi’nin tehdit hissettiği anda, olduğu yerde hareketsiz kaldığını, bu nedenle yılanla karşılaşıldığında ve yılan bulunduğu yeri terk etmiyorsa bu yılanın büyük olasılıkla Gufi olduğunu, böyle bir durumda da dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.

   Kaşot, Kedi Gözlü Yılan ve Çukurbaşlı Yılan’ın yarı zehirli yılanlar olarak tanımlandığına işaret ederek, “Bu yılanlarda zehir dişleri çenenin gerisinde bulunduğundan zehir dişini kolaylıkla insana batıramadığını, serçe parmak gibi ince vücut kısımlarını ısırması ya da parmağın yılanın ağzının içine sokulması durumunda batırmasının mümkün olabileceğini vurguladı.

   Yarı zehirli yılanların zehri insan için tehlikeli olmasa da alerjik kişilerde farklı reaksiyon gösterme ihtimalinin bulunduğuna dikkat çeken Kaşot, bu nedenle bilimsel çalışmalar haricinde hiçbir yılanı yakalamaya çalışmamak gerektiğinin altını çizdi.

Gufi ısırığında doğrudan doktora gidilmeli

   Kaşot, “Koca Engerek” tarafından ısırılma durumunda kesinlikle tam turnike (sıkı sargı) yapılmaması ve ilk olarak ısırılan kişi sakinleştirilmesi gerektiği üzerinde durarak, sonrasında da vakit kaybetmeden medikal yardım alınabilecek bir hastaneye ya da sağlık ocağına gidilmesi önerisinde bulundu.

   Bu konuda en iyi hizmeti verebilecek olan kişilerin tıp doktorları olduğunu anlatan Kaşot, bu nedenle doktorlar ya da ilk yardım sertifikalı kişiler dışında kimsenin bu yaraya müdahale etmeye çalışmaması gerektiğini vurguladı.

   Kaşot, ısırılma vakası sonrası, ısırılan bölgenin kesinlikle kesilip emilmeye çalışılmaması gerektiğini belirterek, “Böyle bir davranış sergileyen kişide çürük diş bulunması durumunda ikincil zehirlenme (sekonder zehirlenme) yani zehri emen kişinin de zehirlenmesi mümkün olabilmektedir”dedi.

Yılanların öldürülmesi ekosistemin dengesini bozar

    Kaşot, fare ve kurbağalar yılanların en önemli besin kaynaklarından olduğunu belirterek, bu sayede ekosistem içerisinde fare ve kurbağa popülasyonlarının aşırı artışının engellendiğini kaydetti.

   Ekosistem içerisindeki bu ilişkilerin besin zinciri olarak isimlendirildiğini, birçok besin zincirinin bir araya gelmesiyle de besin ağının oluştuğunu dile getiren Kaşot, doğada canlıların birbirlerinin dengeleyicisi olarak görev yaptığını ancak bu mekanizmayı bozan en önemli unsurun insanların doğaya yaptığı müdahaleler olduğunu ifade etti.

   Kaşot, doğada bozulan dengelerin acısını diğer türlerle birlikte insanın da çektiğine işaret ederek, doğada artan fare ve sıçan popülasyonlarının dengelenebilmesi için yılanların olmazsa olmaz olduğunu anlattı.

   Kaşot, “Bir fare bir defada 9 yavru doğurabilir, bu yavrular da 1’er aylık olduktan sonra tekrar doğurganlık kazabilirler. Düşünün ki doğan yavruların en az dört tanesinin dişi olduğunu kabul edelim, her birinden de tekrar 9’ar yavru doğduğu hesaplanırsa, ikinci ayda en az 46, tamamının dişi olduğu hesabıyla da basitçe 91 yavru olabileceğini düşünürsek, fare popülasyonlarının nasıl kısa sürede artabileceğini görürüz. Bu yüzden onların doğal avcısı olan yılanların korunması ekosistem sağlığı açısından çok önemlidir. Besin zincirinde yılanların kaybolmaları yoğun olarak beslendikleri fare ve sıçan popülasyonlarının aşırı artışına neden olacak ve ekosistemin işleyişini bozacaktır. Yılanlar bu yüzden kesinlikle öldürülmemelidir” dedi.

Gufi öldürmenin cezası asgari ücretin 2 katı

   Kaşot, yılanlara yönelik korkuların en önemli nedeninin onların tanınmamasıyla alakalı olduğuna işaret ederek,  yılanları öldürmek yerine onlar hakkında bilgi sahibi olunması ve çevreyi de onlar hakkında bilgilendirip bilinçlendirmek gerektiğini söyledi.

   Kaşot, “Unutulmamalıdır ki ülkemizdeki tüm yılan türleri ‘Flora, Fauna Türleri ve Yaban Kuşlarının Korunması Tüzüğü’ne göre koruma altına alınmıştır. Ayrıca öldürülmesi de yasaya göre suçtur ve Gufi öldürmenin asgari ücretin 2 katı kadar cezası da bulunmaktadır”.

Taşkaya: Yılanlar bilinçsizlikten öldürülüyor

   Taşkent Doğa Parkı 1190 Yaban Hayat Destek Hattı Sorumlusu İlayda Taşkaya, yılanların ekosistemin en önemli canlılarından birisi olduğunu belirterek, yılanların varlığının özellikle fare kontrolü açısından büyük önem arz ettiğini kaydetti.

    Taşkaya, adada en sık görülen iki yılanın Karayılan ve Sikkeli Yılan olduğunu dile getirerek, bu yılanların zehirsiz ve zararsız olduğunu, gerek dağlık arazilerde, gerek şehir içinde gerekse de evlerde görülebileceğini ancak ortada korkulacak bir durumun olmadığını ifade etti.

   Bu yılanların evin içine girmesi durumunda ne evcil hayvanlara, ne çocuklara, ne de diğer insanlara zarar vermek istemediğine işaret eden Taşkaya, bu yılanların insanlardan korktuğunu söyledi.

   Taşkaya, bu yılanların eve girmesi durumunda 1190 Yaban Hayat Destek Hattı’nın aranması ve yılana zarar verilmemesi gerektiğine vurgu yaparak, ilgili görevlilerin adrese giderek yılanı alabileceğini anlattı.

   Yarı zehirli olan Kedigözlü Yılan ile Çukurbaşlı Yılan isimli iki yılan türünün de ülkemizde görüldüğünü bildiren Taşkaya, bu yılanların evlere girme olasılığının çok düşük olduğunu açıkladı.

   Taşkaya, bu yılanların zehir dişlerinin çenesinin gerisinde ve arka bölümünde olduğunu belirterek, bu zehri diğer memeli hayvanlarla beslendiği sırada sindirim amacıyla kullandığını, insana bir zararının bulunmadığını, insanı ısırsa bile zehrini enjekte edemeyeceğini kaydetti.

   Taşkaya, bu zehir insana enjekte edilse bile zarar verici değil sindirim amaçlı bir zehir olduğunu yineledi.

   Halk ağzında Gufi olarak bilinen Kıbrıs Engereği’nin ise tam zehirli olduğunu ve zehirleyici dişlerinin ön kısımda bulunduğunu dile getiren Taşkaya, bu yılanların dağlık arazilerde görüldüğünü, şehir merkezlerinde pek bulunmadığını ifade etti.

   Taşkaya, bu yılanların zehirlerinin de tehlikeli olsa da öldürücü olmadığına işaret ederek, 1958 yılından beri bu yılanların ısırmasından dolayı ölüm kaybı yaşanmadığını bildirdi.

   Köpek ve kedilerin Gufi tarafından ısırılması durumunda özellikle evcil hayvanların ölebileceğine dikkat çeken Taşkaya, bu yılanların zarar vermek istemediğini, yanından geçildiğinde bile hareket etmediğini çünkü kendini güvende hissettiren bir zehre sahip olduğunu vurguladı.

   Taşkaya, Gufi ile de karşılaşıldığı durumda 1190’nın aranabileceğine işaret ederek, ekiplerin yılanı bölgeden alabileceğini anlattı.

   Yılanların öldürülmesinin bilinçsizlikten kaynaklandığına dikkat çeken Taşkaya, insanların korktuğu, kendisini zehirleyeceğini düşündüğü için bu yılanları öldürmeye çalıştığını, sadece Karayılan’ın tehlikeli olmadığını bildiğini söyledi.

   Taşkaya, Çukurbaşlı Yılan, Kedigözlü Yılan ve Sikkeli Yılan gibi türlerin zehirlidir düşüncesiyle zarar gördüğünü dile getirerek, aileler tarafından anlatılan efsane ve hikayelerde geçen yılan figürünün zehirli, tehlikeli, soğuk olmasının da yılanların öldürülmesinde etkili olduğunun altını çizdi.

   Taşkaya, “Yılanları öldürmek yerine bilinçli olsalar, yılanın davranışını anlasalar veya bu yılanların zehirsiz olduğunu bilseler ben yoluma giderim o yoluna gider düşüncesiyle öldürme eylemi olmayacak” şeklinde konuştu.

   Yılanların öldürülmesi sorununun önüne geçilebilmesi için çevre eğitimlerinin önemli olduğuna işaret eden Taşkaya, Taşkent Doğa Parkı’nda çevre eğitimlerinin de gerçekleştirildiği üzerinde durdu.

   Taşkaya, kişilerin 1190’ı arayarak randevu aldığını ve rehber biyolog eşliğinde turlar yapıldığını söyleyerek, “İnsanlar Taşkent Doğa Parkını tek başına gezseler bunun hayvanat bahçesi gezisinden bir farklı olmayacak oysa bizim amacımız bu değil. Gezilirken bir biyoloğun, uzmanın olması gerekir ki bu hayvanlar neden orada bulunmaktadır, bu yılan türleri zehirsizdir, bu hayvanlar ne gibi nedenlerle buraya tedaviye geliyor gibi eğitimler vermekteyiz.” dedi.

   Vakıflar İdaresi’yle birlikte bir proje geliştirdiklerine dikkat çeken Taşkaya, ilkokul, ortaokul, lise öğrencilerini davet ettiklerini ve çevre eğitimi verdiklerini vurguladı.

   Taşkaya, bu eğitimde yılanların tanınması, plastiklerin neden doğaya atılmaması, ülkeye kaçak olarak sokulan hayvanların neden burada olmaması gerektiği yönünde bilgiler verildiğinin açıkladı.